Sokak eylemlerinden başka ne yapmalı?
Sokak eylemlerinden başka ne yapmalı?

Demokrasinin hazin durumundan endişelenenler işe çürümüş kurumları, parlamentoları, mahkemeleri ve konseyleri onarmakla başlamalılar, siyasi partilere katılmalı ve seçimlere girmeliler…

Sokak eylemlerinden başka ne yapmalı?

Simon Jenkins

Diğer tüm olanaklar tükendiğinde, demokrasi sokağa dökülür. Sokak son çaredir. Şu an Belarus’ta insanlar her hafta sonu sokaklara dökülüyor, Aleksandr Lukaşenko’nun istifasını istiyorlar. Tayland’da eylemciler Bangkok’a baskı yapıyor, monarşinin reform edilmesini talep ediyorlar. Nijeryalılar Lagos’ta, Brezilyalılar Sao Paolo’da ayaklanıyor.

Sokak eylemlerinin bulaşıcı bir yönü var. Geçtiğimiz sene Hong Kong, Venezuela, Fransa ve Türkiye’de sokak olaylarına şahit olduk. ABD’de Trump kaybederse insanların ayaklanacağı söyleniyor. Koronavirüs geçtiğimiz hafta İtalya’da hayatı tekrar altüst etmeye başladı ve diğer ülkelerde de benzeri bekleniyor. Hükümetler kontrolü yitiriyor. Kalabalıklar toplanıyor, pankartlar açılıyor, meydan okuyan sloganlar atılıyor.

PROTESTOLAR BÜYÜYOR

Fakat eylemler hiç de etkili olmuyor. “Arap Baharı” adı verilen dönemde bile “sosyal medya devrimi” konuşuluyordu ve sosyal medyanın insanları birbirine bağlaması sayesinde, haberlerin hızla yayılması sayesinde eylemlerin sonuçlarının ağır olacağı anlatılıyordu. Gözlemciler gözlerini uzmanlara çevirdiler, Elias Canetti kalabalıkların siyasetinden, Barbara Ehreneich sokakların dansından söz ediyordu. Kolektif eylemlerin yeni siyasetine tanık oluyorduk.

Londra’da savaş karşıtı eylemler yapılıyordu. Halbuki kimse bunların ciddi siyasi kampanyalar değil, birer ‘eylem festivali’ olduklarını düşünmedi.

Çin’in Tiananmen meydanındaki, Türkiye’nin Taksim meydanındaki eylemlerdeki dayanışmaya gıpta ile baktık çünkü fotojenik görüntüler vardı. Belarus’ta erdemli insanların galip geleceğini varsaydık. İnsanları uzaktan uzağa yüreklendirmemizin ne gibi sonuçları olduğunu hiç düşünmedik. Hong Kong’daki eylemler sırasında Britanya, Pekin’e söz geçirebileceği izlenimini yarattı. Aslında böyle bir şey yoktu. Şimdi insanlar hapse girme tehlikesiyle karşı karşıya. Philadelphia’daki eylemlerin sonuçlarının ne olacağını düşünmeye başlayabiliriz. Yaşananlar Donald Trump için adeta can suyu oldu.

POLİS ŞİDDETİ

Siyasi eylemlerde tek bir şeyin önemi vardır: Güç sahipleri ne tepki verecek. Sayıların tek başına bir önemi yoktur, ‘farkındalık yaratmanın’ da önemi yoktur. Köşe yazılarına konu olmanın da bir önemi yoktur. Bu bakımdan düşünüldüğünde, güç sahipleri açısından bir kamuoyu anketi, bir kitlesel eylem kadar etkili olabilir. Hükümet taviz vermeyi reddeder ve devamlılığını sağlamak için daha da fazla polis kontrolüne başvurursa, eylemler birer sokak partisinden farksızdır. Lukaşenko, Putin arkasında olduğu sürece insanları coplatabilir. Putin’in Lukaşenko’yu desteklemesinin tek sebebi, Lukaşenko’nun eylemcilere boyun eğme ihtimali.

Kosova savaşı esnasında Belgrad’da Miloseviç karşıtı bir eyleme katıldığımı hatırlıyorum. Miloseviç hala popüler bir liderdi, dolayısıyla eylem pek gösterişli sayılmazdı. Sırp gözlemcilerden biri eylemin ‘lüzumsuz’ olduğunu, çünkü tek önemli olanın Moskova’nın tavrı olduğunu söylüyordu. Milosevic’in Kosova’dan çıkması Moskova’ya uyduğunda, gerisi sokak dansından ibaretti. Gerçekten de böyle oldu.

TARİHİ EYLEMLER

Kitlesel eylemlere başvurmak demokrasinin emniyet kapakçığı gibidir ve kimse bu ‘blöfü’ deşifre etmek istemez. Şehirlerde sokağa dökülen kalabalıkların tarih sayfalarında önemli bir yeri olduğu şüphesiz. İngiltere’de oy kullanma vergisi eylemleri esnasında, Margaret Thatcher’ın sonunu getiren süreçte kalabalıkların rolü büyüktür.

Fakat gerçek şu ki yönetim ne olursa olsun, askeri şiddet söz konusu olmadığı sürece reform asla ‘dış kaynaklı’ değildir ve mevcut güç yapısının içinden doğar. Modern çağda Rusya’da, Çin’de, Güney Afrika’da gördüğümüz tüm köklü değişimler için de aynı şey geçerliydi. Bu yüzden, demokrasinin hazin durumundan endişelenenler işe çürümüş kurumları, parlamentoları, mahkemeleri ve konseyleri onarmakla başlamalılar, siyasi partilere katılmalı ve seçimlere girmeliler, ne kadar sıkıcı olursa olsun.

ÖZGÜRLÜĞE İNANMAK

Sokak eylemlerinin etkili olmadığını söylüyorum, fakat bu özgürlüğe kesinlikle inanıyorum. Bu, demokrasilerdeki mutlak özgürlüğümüzdür. Yaşadığımız salgın, çeşitli hükümetler tarafından toplanma özgürlüğümüzü kısıtlamak için bahane edildi. İstihbarat, müdahale ve denetim uygulamaları ağırlaştırıldı. Bize bunun kendi iyiliğimiz için olduğu söylendi. Otokratlar hep böyle söylerler. Peki ya sadece kendi iyiliklerini düşünüyorlarsa?

Çeviren: Fatih Kıyman
Kaynak: The Guardian

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here