Piyasalarda gergin bekleyiş
Piyasalarda gergin bekleyiş

Türkiye hafta sonuna, iki önemli haber ile uyandı. Birincisi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) başkanlığındaki görev değişimi, ikincisi de Türkiye’nin ilk imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi’nden ayrılması. İki haberde piyasalarda bomba etkisi yarattı.

Uğur DUYAN
ANKARA (Anayurt) –
Cumhurbaşkanı Kararı ile 7 Kasım 2020’de göreve getirilen Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal, görevden alındı. Ağbal’ın yerine 26. dönem AK Parti Bayburt Milletvekili ve Yeni Şafak gazetesi yazarı Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu atandı. Kavcıoğlu’nun göreve getirilmesiyle, Merkez Bankası tarihinde ilk kez     20 ay içinde dördüncü kez başkan değişikliğine gidilmiş oldu.

Halef-selef iki başkanın ‘faiz-enflasyon’ ilişkisine farklı bakış açıları sunmaları, piyasaların haftaya nasıl başlayacağı tartışmasını da beraberinde getirdi. Piyasalardaki endişe odağı ise, politika faizinde tek faiz olarak belirlene haftalık repo faizinden vazgeçilmesi ve Merkez Bankası’nın faiz artırım dışında likidite penceresini daraltması ya da politika faizi dışında gecelik faiz ve diğer seçeneklere göre bir adım atması.  

132 gün sürdürdüğü Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanlığı ile politika faizini haftalık repo faizi ile tek faiz haline getiren ve piyasaları zorlayan faiz koridoru kararlarını ortadan kaldıran Ağbal, 4 ay içinde politika faizinin 875 baz puan artırıldığı Para Politikaları Kurulu toplantılarına da başkanlık etti.

Politika faizini art arda yükseltmesiyle özellikle faiz karşıtı cephenin oklarını üzerine çeken Naci Ağbal’a sık sık ‘faiz düşür’ çağrıları yapılmasına karşın, “Faiz indirimlerine dönük bir gündemin konuşulması için çok erken olduğunu”  ifade ediyordu.

Enflasyon Raporu 2021-I’in tanıtım toplantısında, yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 9,4 olduğunu söyleyen Ağbal, enflasyon oranını 2022 için yüzde 7,2023 içinse yüzde 5 tahmin ettiklerini belirtmişti. 

‘ÖNDEN YÜKLEMELİ, GÜÇLÜ SIKILAŞTIRMA’

Para Politika Kurulu’nun en son yapılan toplantısında, piyasa beklentisini dahi aşarak, politika faizini 100 baz yerine 200 baz puan artırarak, faizi yüzde 19 çıkartan sürpriz bir hamlede bulunmuştu. Kuruldan yapılan açıklamada, ‘önden yüklemeli, güçlü sıkılaştırma’ kararı     alındığı duyurularak, “2021 yılsonu tahmin hedefi dikkate alınarak, enflasyonda kalıcı düşüşe ve fiyat istikrarına işaret eden güçlü göstergeler oluşana kadar, sıkı para politikası duruşu kararlılıkla uzun bir müddet sürdürülecektir” ifadelerine yer verildi.

Merkez Bankası’nın faiz kararının üzerinden 36 saat geçtikten sonra Resmi Gazetede yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Ağbal’ın yerine göreve getirilen Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu ise, faizsiz finansman ve katılım bankacılığı konuları üzerine çalışan bir iktisatçı olarak öne çıkıyor. 

AĞBAL’I ELEŞTİRİYORDU

Kavcıoğlu, Yeni Şafak’taki yazılarında sık sık ‘faiz indirimini’ savunuyor ve selefi olan Ağbal’ın şahin bir çizgide aldığı yüksek faiz kararlarını eleştiriyordu. 

Kavcıoğlu, 9 Şubat 2021 tarihli ‘Enflasyon, faiz ve döviz kuru’ başlıklı yazısında, ‘Türkiye yıllardır enflasyon, faiz ve kurun birbirine olan etkisi yüzünden bir türlü ekonomide istediği sonuçları alamadı’ diyerek Ağbal yönetimindeki artan faiz kararlarını şöyle eleştirdi: 

Bugün de hep konuştuğumuz düşük kurun yani TL’nin gereğinden fazla değerlenmesinin topuzunu kaçırdık.

“FAİZ ARTIŞINDAN VAZGEÇMEMİZ GEREKİR”

Kavcıoğlu, 9 Mart 2021 tarihli, ‘Türkiye 2020 yılında nasıl büyüdü?’ başlıklı yazısında ise ‘Pandeminin 2021 yılını da olumsuz etkilememesi için kalıcı büyümeyi hedefleyip, sıkı para politikasından vazgeçerek yatırım ve ihracat odaklı, istihdam sağlayan büyümeyi gerçekleştirmeliyiz. Bunun için, yatırım ve üretim maliyetini doğrudan etkileyen kredi maliyetlerinin makul seviyede olması için faiz artışından vazgeçmemiz gerekir’ ifadelerini kullandı.

“FAİZLERİN YÜKSELİŞİ ÜRETİMİ OLUMSUZ ETKİLEDİ”

Faiz artırımına karşı çıkan Kavcıoğlu, 10 Mart 2020 tarihli, ‘TCMB ve Fed faiz indirimleri’ başlıklı yazısında, “TCMB’nin yaptığı faiz indirimlerindeki önemli eleştirilerden bir tanesi, beklenenden hızlı ve fazla indirime gittiği yönündeydi. Oysa sıkıntılı günlerden geçen Türkiye için bu durum oldukça kabul edilebilir bir durumdu. Çünkü faizlerin yükselişi Türk ekonomisinde her şeyden evvel üretimi olumsuz etkiledi ve etkilemeye de devam ediyor” diye yazdı.

“DOLARİZASYONUN ARTMASINA NEDEN OLUR”

Kavcıoğlu, önceki MB Başkanı Murat Uysal’ın 9 kez faiz indirimi yapıp 10. toplantıda politika faizini sabit tutmasını ise 30 Haziran 2020 tarihli yazısında şöyle değerlendirmişti:

“Sonuç olarak TCMB’nin bu ay faiz indirimine gitmemesi hem yılsonu enflasyon hedefini yakalaması hem de faiz oranı hedefini yakalaması açısından önemli. Çünkü     Merkez Bankası gösterge faizi her zaman enflasyonun üstünde tutma gayretinde olmalı. Yoksa eksi reel faiz ile ekonomiyi hareketlendirmek zor. Zira eksi reel faiz yerli ve yabancı yatırımcının yurt dışına kaçmasına, tasarrufların gayrimenkul gibi üretime katkı yapmayan yatırımlara kaymasına ve dolarizasyonun artmasına neden olur.”

PİYASALAR HAFTAYA NASIL BAŞLAYACAK?

Halef-selef iki başkanın ‘faiz-enflasyon’ ilişkisine farklı bakış açıları sunmaları, piyasaların haftaya nasıl başlayacağı tartışmasını da beraberinde getirdi. Ekonomistler, Kavcıoğlu’nun açıklamalarına bakarak, politika faizinde belirgin bir düşüşün yaşanacağını beklerken, Türkiye ekonomisinin büyüme ve birikim modeli tıkandığı için faturanın faiz oranlarına ya da Merkez Bankası başkanlarına kesildiği düşüncesinde.

Öte yandan Merkez Bankası’nın yeni haftaya olumlu mesajlar vererek başlamasını bekleyen piyasalarda hâkim olan görüş ise bu şartlar altında döviz hesaplarına ilişkin de belli düzenlemelerin getirileceği yönünde. Finans analistleri ise, dolar/TL’nin ilk başta 7,80’i görebileceğini düşünüyor.

Piyasalardaki bir diğer endişe odağı ise, Naci Ağbal’ın başkanlığındaki alınan tek faiz kararına gölge düşürecek yönde uygulamaya geçilmesi. Yani Merkez Bankası’nın faiz artırım dışında likidite penceresini daraltması ya da politika faizi dışında gecelik faiz ve diğer seçeneklere göre bir adım atması,         piyasaları kaygılandırıyor.  

DOLAR, 25 ŞUBAT’TAN BU YANA EN DÜŞÜK  SEVİYEYİ GÖRMÜŞTÜ

Dolar/TL yaklaşık bir haftadır 7,5 etrafında dalgalı bir seyir izledikten sonra bu hafta HDP’ye kapatma davası açılması sonrası 7,64’e kadar yükselmişti. Bu yükseliş ABD Merkez Bankası’nın (Fed) açıklamaları ve TCMB kararıyla kısa sürdü. TCMB kararı öncesi 7,56 civarında işlem gören kur, 25 Şubat’tan beri ilk kez görülen 7,1897’e kadar geriledi.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here